![]()
|
DİN EĞİTİMİ
VE ÖĞRETİMİNDE DİN KÜLTÜRÜ VE AHLÂK BİLGİSİ DERSLERİ Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi tarafından 24-25 Mayıs 2003 tarihlerinde, “Din Eğitimi ve Öğretiminde Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersleri” konulu bir çalışma toplantısı gerçekleştirildi. İstanbul’da Ensar Vakfı Genel Merkezinde yapılan toplantıya çeşitli İlâhiyat Fakültelerinin Din Eğitimi ve Din Psikolojisi Anabilim Dallarından 40’ın üzerinde bilim adamı katıldı.
Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinin masaya yatırıldığı
çalışma toplantısının ilk günü gerçekleştirilen dört oturumda Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Ders Programları
ve Kitapları; Din Kültürü
ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenleri; Batı
Dünyasında Din Eğitimi ve
Eğitim Psikolojisi Açısından Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersleri konuları
ele alınmıştır. On sekiz bildirinin
sunulduğu ilk günün ardından toplantının ikinci günü grup müzakereleri
ve değerlendirmelerin yapıldığı iki oturum gerçekleştirilmiştir. Burada
ilk gün sunulan bildiriler üzerinde müzakereler yoğunlaştırılmış ve
sonuçlar raporlaştırılmıştır. Açılış
Konuşmasını yapan Vakıf Başkanı Ahmet Şişman, Değerler Eğitimi Merkezinin
kuruluş amacı ve yapmış olduğu/yapmayı planladığı faaliyetler hakkında
Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden gelen akademisyenlerine bilgi
vermiş ve değerler eğitimi sahasını, akademik düzeyde faaliyetlerle
desteklemek amacında olduklarını belirtmiştir. “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Ders Programları ve Kitapları” konulu I. oturumda ilk söz alan Prof.Dr. M. Şevki Aydın, “Bir Din Öğretimi Materyali Olarak İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi Öğretim Kılavuzu” başlıklı bildirisinde, öğrenmeyi kılavuzlayan kişi olarak nitelenen öğretmenin, etkili öğrenmeler gerçekleştirebilmesi için, öğrenme ortamlarını zenginleştirmesi; öğretimde daha çok duyu organına hitap edecek kaynakları/materyalleri kullanması gerektiğini ifade etmiştir. Aydın, ülkemizde genel eğitim için materyal geliştirme ve çeşitli araç-gereç üretme çalışmalarının henüz yeterli düzeyde olmadığını, din öğretiminde de durumun farklı olmadığını vurgulamıştır. Aydın, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ve Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İlköğretim DKAB Bölüm Başkanlığı işbirliğiyle hazırlanan ‘İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi Öğretim Kılavuzları’nı tanıtarak, bu alandaki boşluğu doldurmada bu kılavuzların önemli bir adım olduğunu, 2000-2001 öğretim yılında uygulamaya konulan İlköğretim DKAB programının daha etkili olabilmesi için önemli bir işleve sahip olabileceğini belirtmiş ve bunun için kılavuzların bilimsel platformlarda tartışılıp değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Aydın, türü arasında ilk olma özelliği taşıyan bu kılavuzların, din öğretiminde yeni yöntem arayışları bağlamında bir zihniyet dönüşümüne yol açmada ve öğretim ile ilgili tüm öğeleri yeni bir bakış açısıyla gözden geçirerek köklü ve olumlu bir değişim gerçekleştirmede somut katkılarının olabileceğini belirttikten sonra, bu değişimin hedeflerini sıralayarak bu hedeflere ulaşmak için Kılavuzların hazırlanmasında nelere dikkat edildiğini açıklamıştır.
Bu oturumun ikinci bildirisi Prof. Dr. Abdullah Özbek tarafından sunulan “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinin Müfredatı ve Buna Dayalı Olarak Yazılan Kitapların Değerlendirilmesi” başlıklı bildiridir. Özbek bildirisinde, ‘Din eğitimi’nin, ülke gündeminden hiç düşmeyen bir konu olduğunu, özellikle Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin 1924’ten günümüze, sürekli tartışıla geldiğini belirterek son yıllarda din öğretimi alanında “Ankara Modeli Yaklaşımı” adıyla yürütülen program geliştirme ve ders kitapları yazımı çalışmalarının bir eleştirisini yaparak; Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin hem programının hem de kitaplarının, bilimsel temellendirilmesi yapılarak, yeniden ele alınıp geliştirilmesi gerektiğini ve daha geniş kesimlerle iyi bir istişâre yapılabileceğini vurgulamıştır.
Bu
oturumun diğer bir konuşmacısı olan Prof. Dr. Hüseyin Peker, “Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinin Müfredatında Yer Alan Surelerin
Anlamlarının Öğretimi” başlıklı bildirisinde Din Kültürü ve Ahlâk
Bilgisi Ders kitaplarında yer alan surelerin anlamlarının oldukça kapalı
ve öğrenilmesinin zor olduğunu belirterek bunların daha anlaşılır bir dil ve daha akıcı bir üslupla yeniden yazılması gerektiğini
vurgulamıştır. Peker, daha sonra, mevcut ders kitaplarında yer alan
surelerin anlamları ile kendisinin hazırlamış olduğu sure anlamlarından
örnekleri karşılaştırmalı olarak vermiştir. Bu
oturumun dördüncü bildirisini, Doç. Dr. Şuayip
Özdemir sunmuştur. “Malatya Özel İlköğretim Okulları Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersinde Yardımcı Ders Araç Gereci Kullanım
Düzeyi” başlıklı bildirisinde Özdemir,
Malatya özel ilköğretim okullarında 2003 yılında DKAB dersine katılan
180 öğrenciye yaptığı anketin sonuçlarını değerlendirmiş, bu araştırmada,
DKAB derslerinde ders kitabı dışında sadece yardımcı kaynak eserler
kullanıldığı, diğer araç-gereçlerin kullanım düzeyinin oldukça yetersiz
olduğu sonucuna ulaşıldığını ifade etmiştir. Özdemir
bu sonuçları, daha önce devlet okullarında yapmış olduğu araştırma sonuçlarıyla
kıyasladığında, devlet okullarıyla özel okullar arasında bu konuda farklılığın
olmadığını tespit ettiğini belirtmiştir. “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinde Kavram Haritalarının Kullanımı” başlıklı bildirisi ile Arş.Grv. Süleyman Akyürek ise, dinle ilgili bilgilerin öğretiminde bilgilerin miktarı kadar bilgi birimlerinin birbiri ile ilişkisinin öğretiminin de önemli olduğunu vurguladıktan sonra, bu bilgilerin birbiriyle ilişkili ve örgütlü bir şekilde öğretilmesini/öğrenilmesini kolaylaştıracak kavram haritası tekniğinin din öğretiminde nasıl ve nerelerde kullanılabileceğini açıklamıştır. Akyürek bildirisinde, geliştirmiş olduğu kavram haritalarından örnekler de sunmuştur.
“Din
Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenleri” konulu
ikinci oturumda ilk söz alan Yrd. Doç. Dr. Halit
Ev,“Öğretmen Adaylarının
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi Öğretmenlerinin Yöntemler
Konusundaki Yeterlilikleri İle İlgili Görüşleri” başlıklı bildirisinde DEÜ İlâhiyat
Fakültesi İlköğretim DKAB Öğretmenliği Bölümü 4. sınıf öğrencilerinin,
Okul Deneyimi uygulamaları esnasında gözleme imkânını buldukları danışman
öğretmenlerinin farklı yöntemleri kullanma konusundaki yeterlilikleri
ile ilgili olarak ne düşündüklerini tespit etme amacıyla yapmış olduğu
araştırma sonuçlarını ele almıştır. Ev, bu araştırmada
öğrencilerin DKAB dersi öğretmenlerini derse uygun bir giriş
yapma, konuları birbiriyle ilişkilendirebilme gibi açılardan yeterli
buldukları; gurup çalışması, örnek olay, soru cevap ve drama gibi yöntemleri
etkili bir şekilde kullanabilme gibi açılardan ise yeterli bulmadıkları
sonucuna ulaştıklarını ifade etmiştir. Bu oturumda ikinci bildiriyi sunan Yrd. Doç.Dr. Habil Şentürk,
“Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenlerinin Sosyal Yönü” başlıklı
bildirisinde, DKAB dersi öğretmenlerinin sosyal yönden kendilerini geliştirmelerinin
önemine değinerek sosyal yönü güçlü olan bir DKAB öğretmeninin görevinde
daha başarılı olacağına dikkat çekmiştir. Şentürk bunun için, daha aşağı düzeydeki sosyo-ekonomik
ve kültürel ortamlardan gelen öğretmen adaylarının yetiştirilmesi için
özellikle ilâhiyat fakültelerinde hocaların öğrencileriyle daha yakın
bir ilişki içinde olmaları, onlara empatik
yaklaşmaları, yol göstermeleri, rehber ve model olmaları gerektiğini
vurgulamıştır. “DKAB Öğretmenliği IV. Sınıf Öğrencilerinin Uygulama Dersi Öncesi Öğretmenlik
Mesleği Bakımından Hazırlık Durumları”nı inceleyen Yrd. Doç. Dr. Şükrü
Keyifli ise, öğrencilerinin
öğretmenlik mesleğine hazırlık durumlarını belirlemek amacıyla yapmış
olduğu araştırma sonuçlarını değerlendirerek, bu araştırmada öğrencilerin
kendilerini alan bilgisi, öğrenme ve öğretme süreçlerini planlama, uygulama ve sınıf yönetimi açısından yeterli buldukları,
dolayısıyla öğretmenlik mesleği için kendilerini hazır hissettikleri
sonucuna ulaşıldığını ifade etmiştir. Bu
oturumun son konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Veli Öztürk
“Sınıf Öğretmenliği Bölümü Son Sınıf Öğrencilerinin
DKAB Öğretimi İle İlgili Düşünceleri: Buca Eğitim Fakültesi Örneği”
başlıklı bildirisinde, Buca Eğitim Fakültesinde Din Kültürü ve Ahlâk
Bilgisi Öğretimi dersini okuttuğu öğrencilerinin
bu derse ilişkin görüşlerini değerlendirmiştir. Öztürk, bu araştırmada öğrencilerin, derse giren hocalarını, derste kullanılan
ders kitabını, derste verilen alan bilgilerini
ve günlük plan etkinliklerini yeterli buldukları sonucuna ulaştığını
ifade etmiştir. “Batı Dünyasında Din Eğitimi” konulu üçüncü oturumda Doç. Dr. Mustafa Köylü “Batı Dünyasında Din Eğitimi Teorileri” başlıklı bildirisinde, Batıda yirminci yüzyılın başlarından itibaren din eğitiminin psikolojik temelleriyle ilgilenilirken, son yıllarda sosyolojik temelleri üzerine çalışmaların yoğunluk kazandığını, dünyada ortaya çıkan ve tüm insanları yakından ilgilendiren küresel boyuttaki krizlerin bunda etkili olduğunu ifade etmiştir. Bu krizlerin geleneksel teolojik anlayışları ve din eğitimi metotlarını önemli derecede geçersiz kıldığına dikkat çeken Köylü, dünyadaki bu gelişmelerin bir sonucu olarak pek çok din eğitimi modelinin geliştirildiğini belirtmiş ve daha sonra bu modellerden iki tanesini (Kurtuluş/Sosyal Din Eğitimi Teorisi ve Ekolojik Din Eğitimi Teorisi) tanıtmıştır.
Bu oturumda ikinci bildiriyi sunan Yrd. Doç. Dr. İrfan Başkurt, “Almanya’da Din Eğitimi” başlıklı bildirisinde, Almanya’da din eğitiminin nasıl ve ne şekilde yapıldığını, anayasal zeminini, derslerin uygulanışını, din dersi öğretmenlerinin eğitim durumlarını, müfredat programlarının ve ders kitaplarının hazırlanışını, kilisenin din eğitimi konusundaki rol ve misyonunu ve devletin bu konudaki yerinin ne olduğu konusunda bilgi vermiştir. Bir inanç dersi olan din derslerinin sorumluluğunu sadece devletin taşımasını, insan temel hak ve vicdan özgürlüğüne aykırı bulan Alman devletinin, bu sebeple din eğitiminde kendi kontrol hakları bulunmakla birlikte, kilise ve dinî cemaatlar ile âileyi de sorumlu tuttuğunu belirten Başkurt, bunun olumlu neticeleri üzerinde durmuştur. “Çok Kültürlü Toplumlarda Müslüman Çocuklarının Eğitimi” başlıklı bildirisinde ise Arş.Grv.A. Halim Koçkuzu, İngiliz eğitim sistemi içerisinde din eğitiminin yerini ve din eğitimi uygulamalarını değerlendirmiştir. Koçkuzu, kendi okullarını kurma yönelimi içinde olan ülkedeki Müslümanların karşılaştıkları sıkıntıları ele almıştır.
Doç. Dr. Yurdagül Mehmedoğlu ise “Almanya Aachen Bölgesinde Yasayan Türk Gençlerinin (Örgün Eğitimde) Din Eğitimi ve Öğretimi Beklentileri” konulu bildirisinde, Almanya’da orta ve yüksek öğrenim gören bir gurup Türk genci üzerinde yapmış olduğu araştırmanın sonuçları hakkında bilgi vermiştir. Mehmedoğlu, fikri ve entellektüel düzeyleri bakımından Türk gençleri arasında farklılıkların bulunduğunu, bir kısım gençlerin İslâm hakkındaki yorumlarının oldukça dinamik, güncel ve sorun çözmeye yönelik olduğunu, bunların Türkiye’nin ve İslâm dünyasının sorunları yanında, Batı uygarlığının ortaya çıkardığı sorunlar üzerinde de kafa yorduklarını; bir anlamda, geleneksel ile modern yaşam tarzlarına karşı bir başkaldırı ve alternatif bir yaşam tarzı geliştirme çabası içinde olduklarını söylemiştir. Mehmedoğlu, araştırmada araştırma grubundaki topluluğun sadece % 7,36 sının okuldan din eğitimini aldığını, din eğitiminin okuldan alınması gerektiğini belirtenlerin oranının %12,67, caminin bu fonksiyonu yerine getirebileceğini ifade edenlerin oranının % 65,23 çıktığını ifade etmiştir.
“Eğitim Psikolojisi Açısından Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersleri” konulu son oturumunda Doç. Dr. Yaşar Fersahoğlu “Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinde Bütüncül Yaklaşım” başlıklı bildirisinde, kâinatta bir bütünlük ve denge olduğunu, bu bütünlük ve dengenin insanın eğitiminde de gözetilmesi gerektiğini vurgulayarak insanın hem maddi hem de manevi yönünün olduğunu; zihin, duygu ve davranış boyutlarının bulunduğunu, dolayısıyla insanın eğitiminde de bütün bu boyutların dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Fersahoğlu, daha sonra Namaz örneğinde eğitimde “bütüncül yaklaşımı” açıklamaya çalışmıştır.
Yrd. Doç. Dr. Öznur Özdoğan ise “Çocuğun Ahlâki Gelişim Düzeyini Yükseltmeye Yönelik Bir Yöntem Önerisi” başlıklı bildirisinde “İnsan din öğretimi almaya nasıl başlayabilir?” temel problemi çerçevesinde, kendisinin ilköğretimdeki öğretmenlik deneyimi sırasındaki gözlemlerini ve uygulama sonuçlarını değerlendirmiştir. Özdoğan, araştırmasında doğal ortamlarda gerçekleştirilen ve tanımlayıcı bir özelliğe sahip olan niteliksel araştırma yöntemini kullandığını açıklamıştır. İki yıl boyunca inanç, ahlâk ve kendini gerçekleştirme gibi konuları sınıfta işledikten sonra bu kavramlarla ilgili olarak geliştirmiş olduğu soruları öğrencilerle paylaştığını belirten Özdoğan, örneğin, “iman etmek” ne demektir, iman etmenin hayatınızdaki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz? şeklinde sorduğu soruya öğrencilerinin verdiği cevapları aktarmıştır: “İman etmek inanmaktır. İman edince ruhumuz güzelleşir, kendimize güvenimiz gelir. Çünkü Allah’a inanınca kendimize de inanmış oluyoruz. Çünkü bizim içimizde Allah’ın üflediği ruh var ve eğer biz o ruha inanıyorsak zaten hem Allah’a hem kendimize inanmış oluyoruz. Biz ruhumuzu Allah’ın istediği gibi kullanırsak Allah da bizi ödüllendirir. İman etmekle bir nevi ruhumuz temizlenir, güzelleşir. Kendimize güvenimiz gelir, çünkü yaşadığımızın farkındayızdır…” Özdoğan, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinde, öğrencilerin içlerindeki potansiyeli ortaya çıkaran, uygulamaya yönelik, yaşamlarıyla iç içe, sorunlarını çözmede yardımcı olacak şekilde karşılıklı konuşma, düşünceleri yazıyla, resimle, müzikle, oyunla, senaryoyla, hikayeyle ifade etme ve drama yöntemleriyle desteklenen bir din eğitiminin daha başarılı olacağını ifade etmiştir.
Bu oturumda üçüncü bildiriyi sunan Yrd.Doç.Dr. Naci Kula, “Ergenlik Döneminde Sosyal Gelişim Açısından Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersleri” başlıklı bildirisinde, DKAB derslerinin mevcut programlarında ve halen okutulmakta olan ders kitaplarında ergenin sosyal gelişimi açısından önem taşıyan konuların işleniş biçimini ana hatlarıyla değerlendirmiş ve DKAB derslerinin programlarında ergenlik dönemindeki sosyal gelişim özellikleri çerçevesinde ne tür değişikliklerin yapılabileceği konusunda önerilerde bulunmuştur. Kula, yeni DKAB programında genel olarak, çocukların seviyesinin ve gelişim özelliklerinin göz önünde bulundurulduğunu, bununla birlikte ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerin gelişim özellikleri ayrıntılı olarak ele alındığında, bu programa bazı ilaveler yapmanın faydalı olabileceğini söylemiştir. Kula daha sonra 6. sınıftan 8. sınıfa kadar programa ve DKAB ders kitaplarına ne gibi ilavelerin yapılabileceğini açıklamıştır.
Arş. Grv. Dr. Ahmet Albayrak da “Ergenlik Psikolojisi Açısından Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Derslerinde İnanç ve İbadet Konularının Anlatılmasında Yöntem Sorunu” başlıklı bildirisinde, ergen açısından dinin anlam ve değerine dikkat çekmiş ve dünyasını kurabilmek ve anlamlandırabilmek için bir kimlik arayışı içine giren genç için dinin, ‘güvenlik’, ‘kimlik’, ‘bağlanma’ ve ‘anlama’ gibi psikolojik istek ve ihtiyaçlarına cevap veren güçlü bir değer olduğunu vurgulamıştır. Albayrak, dinin insana bir dünya görüşü sunduğunun, insan kişiliğini dönüştürebildiğinin, değişik coğrafyalardaki kültürel boyutlarının bir araya gelmesiyle her dinin kendisine has bir medeniyet havzası oluşturduğunun ergene ifade edilebilmesi ve bu durumun somut göstergelerinin görsel olarak derslerde kendisine sunulmasıyla, gencin, dinin bu güçlü vizyonu karşısında aktif bir tavır içerisine girebileceğine dikkat çekmiştir. DKAB derslerinde dinî bilgi, medeniyet perspektifiyle ergene sunulabilirse, yani dinin inanç ve ahlâk ile birlikte ilim/bilim, sanat ve estetik boyutlarının da var olduğu anlatılabilirse, ergenin, dinin insanı ve hayatı yapılandıran ve dönüştürebilen bir dinamik olduğunun bilincine varacağını ifade etmiştir. Albayrak bildirisinde daha sonra, DKAB derslerinde ‘sevgi ve korku motifinin inanç ve ibadet açısından etkisi’ başlığı altında, daha önce yapmış olduğu alan araştırmasının sonuçlarını değerlendirmiştir.
Bu oturumda son bildirisi olan “Çocuklarda ve Gençlerde İnanç ve İbadet İhtiyacı” başlıklı bildiride Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir Etöz, sağlam bir inancın temellerinin çocukluk çağında atıldığını belirttikten sonra, inanç ve ibadet eğitiminin bu çağlarda nasıl verilmesi gerektiğini İslâm tarihinden örnekler vererek ele almıştır. Etöz daha sonra gençlik döneminin bazı özelliklerini ve gençlere dini anlatırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklamıştır.
Sonuç olarak, ‘eğitimde nitelik ve verimlilik’ kavramlarının ön plana çıktığı şu günlerde, böyle bir bilimsel toplantının gerçekleştirilmesi, din eğitimi bilimi açısından sevindirici bir gelişmedir. Bu toplantı vesilesiyle, din eğitimi konusunda gerek teorik gerekse uygulamalı araştırmalar yapan değerli bilim adamları bilgi ve tecrübelerini tartışma ve paylaşma fırsatı bulduğu gibi din eğitimi ve din psikolojisi alanlarında araştırmalar yapan genç akademisyenler de farklı üniversitelerde çalışan meslektaşlarıyla tanışma ve iletişim kurma imkânı elde etmiştir. Arş. Grv. Mehmet Korkmaz Erciyes Üniversitesi |