Değerler Eğitimi Merkezi tarafından düzenlenen "İmam-Hatip Liselerinde Eğitim Öğretim" konulu çalışma toplantısı 6-7 Aralık 2003 tarihlerinde düzenlendi;

İlk konuşmayı yapan Ensar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Şişman konu ile ilgili olarak şu hususlara değinmiştir: "Bugün üzerinde duracağımız konu, bir eğitim kurumu olarak Türkiye'de kendisinden en fazla söz ettiren İmam Hatip Liseleridir. İmam Hatip Liselerinin hem lehinde hem de aleyhinde önemli çalışmalar yapılmış ve bu çalışmaları yansıtan çeşitli tasarruflara muhatap olmuştur. İmam Hatip Liseleri, Türkiye'de ortaöğretimin yaklaşık % 3'ü ile % 8'i arasında bir kesimi zaman zaman ilgilendiren fakat muhtevası ile Türk halkının tamamını ilgilendiren bir konudur. Bu okulları, her ne kadar çok değişik zamanlarda bir takım engellemeler veya teşviklerle karşılaşmış olsalar da, artık bu eğitim sistemi içinde bir olgu olarak kabul ediyoruz. Üzerinde tartışmaktan ziyade, yani varlığıyla ilgili tartışmalardan ziyade, şu anda bu okulların müfredatları, öğrencileri, programları ve seviyelerinin nasıl yükseltileceği konularındaki çalışmaların yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantıda da bunun üzerinde durmaya çalışacağız.

İmam Hatip Liseleri dinî eğitim veren eğitim müesseseleri olmakla birlikte İmam Hatip Liselerinin metotları dinî değildir. Bu çok önemli bir konudur. Çünkü bazıları, İmam Hatip Liselerini Kur'an Kursları gibi kabul ediyor. Bazıları medrese gibi kabul veya takdim ediyor. İmam Hatip Liselerindeki dinî derslerde dahil olmak üzere bütün eğitimin tarzı modern eğitimdir. Dinî bir eğitim tarzı değildir. Bunun özellikle vurgulanması gerekir. İmam Hatiplerle ilgili, din eğitimiyle ilgili konuların popülarist yaklaşımlardan ziyade ilmi çalışmalarla yerine oturtulacağı kanaatindeyiz.

Din Öğretimi Genel Müdür Yrd. Sayın H.Hüseyin Baysal ise şunları söylemiştir. "Atatürk'ün Cumhuriyet projesinin bir parçası olarak açılan İmam-Hatip Liseleri Türkiye'ye has bir eğitim modelidir. Bu modelin ne Cumhuriyet öncesinde ne de Cumhuriyet sonrasında ve İslâm dünyasında bir örneği vardır. Eğitim birliğini hedef alan M. Kemal Atatürk, Tevhîd-i Tedrisat Kanunu ile din eğitimini yasal güvence altına almıştır. Din eğitimi, eğitim sistemi içinde yer almalıdır. Kişilerin inisiyatifine bırakılan ve her yerde, ayrı ayrı verilen bir din eğitimi sonucunda, toplumsal kargaşanın ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Farklı ortamlarda din eğitimi alan kimselerin, birleştirici, bütünleştirici olmaktan uzak, dini belli kalıplar içine hapsedip, toplumu dinden soğutan bir tavır sergilemeleri mümkündür. İmam-Hatip Liselerinin bugünkü yapısı ise, bu sakıncayı ortadan kaldırmaktadır. İmam- Hatip Liseleri yarım yüzyılı aşkın bir zamandır mezun vermektedir. Bu süre zarfında mezun olanlar ülkenin çok çeşitli alanlarında istihdam edilmiştir. Genel olarak mezunlarının insan kalitesi bakımından yüksek karakterli, vazife bilincine sahip, ülke ve milletinin yararını gözeten kişiler olduğu da bir gerçektir. İmam- Hatip Liselerine kurulduğu yıldan itibaren halkımızın bu kadar çok ilgi göstermesinin başlıca nedeni, din eğitiminin sadece bu okullarda verildiğine inanmaları ve diğer orta öğretim kurumlarında verilen din öğretiminin yetersiz olduğunu kabul etmeleridir. Son dönem araştırmaları, halkımızın İmam-Hatip Liselerine olan ilgisinin bu yönde yoğunlaştığını göstermektedir."

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Bardakoğlu konuşmasında şu konulara yer vermiştir: "Din fıtri bir ihtiyaçtır. Din Eğitimi bu ihtiyacı doğru hedeflere ulaştırmak, iç ve dış barışı sağlamak içindir. Devletlerin din eğitimi ile yakın ilişkileri olmaktadır. Bunları 3 grupta ele alabiliriz. Birincisi; devletin din eğitimine karşı olması, bireysel olarak dahi din eğitimine izin vermemesi. İkincisi; Batı'da olduğu gibi din eğitiminin toplumdaki dinsel örgüt ve cemaatlere bırakılması. Üçüncüsü ise; devletin sağlıklı din eğitimini sağlamak için din eğitimini organize etmesi, kendi denetiminde sürdürmesi. Laiklik iyi anlaşıldığında 3. şık daha anlamlıdır. Devletin bunu yapması önemli bir açılımdır. Cumhuriyetin ve Atatürk'ün din anlayışında da devlet din eğitiminin içinde olmalı anlayışı vardır. İHL'lerde laik ve modern bir eğitim verilmektedir. Sağlıklı olan da budur. Son zamanlarda Kur'an Kursları ile ilgili de yanlış değerlendirmeler var. Kur'ân Kursları ve yaz kursları örgün eğitimin değil, bodrumlarda, kapalı kapılar ardında yapılan yanlış eğitimin alternatifidir. Din eğitiminin devlet eliyle olması, en sağlıklı ve gerçeğe en uygun olandır. Din üzerinden yapılan ihlallerin önüne geçmek için bu mutlaka gereklidir. Bilgi zemininde din eğitimi vermek en doğru olanıdır."

Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Sayın Dr. Tayyar Altıkulaç ise şunları belirtmiştir: "İmam Hatip Liseleri ile ilgili sorun, meslek liselerinin tamamını da içine alan bir sorundur. Meslek liselerinden ve İHL'lerden mezun olan öğrenciler sıkıntı yaşamaktadırlar. Haksız puanlama sistemiyle öğrenciler mağdur edilmektedir ve bu uygulamanın yasal bir dayanağı da yoktur. Yüksek öğretim kurulunun kendi inisiyatifini kullanarak yaptığı tek taraflı bir uygulamadır. Meslek liseleri ile ilgili katsayı farkı kaldırılmak suretiyle mesleki eğitim özendirilecektir. Ayrıca 8. beş yıllık plandaki eksikliklerin kapsayıcı bir anlayışla giderilmesi gerekmektedir. Bazı çevrelerin 'İHL mevcudu çok, bu kadar imama ihtiyaç yok' gibi söylemleri kasıtlıdır. Bu okullara giden çocuklara sorulduğunda üçte ikisi imam olmak istemediğini, bu okula dinini en iyi şekilde öğrenmek için geldiğini belirtmişlerdir. Ayrıca bu okullardaki eğitim kalitesi arttırılarak mesleki tercih yapacaklara olanak sağlanmalıdır. İmamlar ise artık ilahiyat mezunlarından seçilmelidir."

İmam Hatip Liselerinin Dünü, Bugünü ve Geleceği" konulu I. Oturum'da tebliğ sunan Sayın Doç.Dr. İsmail Kara şunları söylemiştir: "İHL'ler Türkiye'de İslam'ın geçirmiş olduğu süreçler dikkate alınmadan değerlendirilirse yanlış olur. Kuruluşundan beri yarım asır geçmiştir ve kriz dönemleri yaşanmıştır. Kriz, sunulduğu gibi sadece siyasi değil, İHL camiasının yarım asır sonunda bir manzume çıkaramamasından da kaynaklanmaktadır. Manzumeden kasıt ise yapı'dır ve bu yapının üç özelliği vardır. Birincisi; felsefe, İkincisi; müesseseleşme, üçüncüsü ise; üslup ve tarz çıkarabilmiş olma özellikleridir. İHL'ler bu manzumeyi çıkaramamışlardır. Bu sebeple krizi sadece siyasete havale etmek, çözümü de sadece siyasetten beklemek pasif bir yaklaşımdır. İHL'ler başlangıcında bir CHP kuruluşudur. Kuruluş amacı ise, harici sebeplerin etkisiyle Rusya kominizmine karşı İslam alternatifi şeklinde alınan bir önlemdir. Bu okulların gelişmesinde demokratikleşme süreci de ayrıca etkili olmuştur. İHL'lerin kuruluşu ve hedefleri arasında münevver, asrın gereklerini idrak edebilen, tavizsiz fakat hoşgörülü din adamı yetiştirmek bulunmaktadır. Aslında bu okulları destekleyen sıradan normal halk olmuştur. İHL'ler ile ilgili kriz dönemlerinde bu okullardan çocuklarını alanlar, okumuş, aydın kesimdir. Fakat sivil destek hiçbir zaman azalmamıştır. 1960'larda İHL'ler ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Darbelere rağmen İslam ve Din Eğitimi yükselmeye devam etmiştir. Rusya'nın 90'larda çöküşü ile beraber, harici şartların zorladığı komünizme karşı İslam'ı öne çıkarma süreci farklı bir mecraya kaydırılmıştır. Bunun için meseleyi sadece Ankara'daki zevata yüklemek yanlış olur. Tezat teşkil etmekle birlikte İHL ile ilgili ilginç bir durum vardır. O da; önü kesildikçe siyasi olarak İHL'lerin önü açılmıştır. İHL camiasından gelen sivil tepki ile bugün siyasi bir iktidar söz konusudur."

Aynı oturumda bildiri sunan Sayın Yrd. Doç. Dr. Necdet Subaşı şunlara değinmiştir. " İHL projesi, Kemalizm'in bir projesi ve başarısıdır. Kemalizm aslında böyle bir yaklaşıma müsaade eden bir karakter taşımıyordu. Fakat dış sebepler buna izin vermiştir. Bugün İHL'lere güvenlik sorunu çerçevesinde bakılmaktadır. Rejimin garantisi bağlamında bir yaklaşım sergilenmektedir. Aslında Atatürk'ün din anlayışı çok nettir. Atatürk'ü son derece sofu veya dinsiz olarak ele almak yanlıştır. Kemalist söylem kendini, dini, İHL'leri ve diğer kurumları kontrol edilebilir bir durumda gördüğünde onlara gerekli kapıları açan bir yaklaşım da göstermiştir. Çok partili dönemle birlikte İHL'ler toplumumuzun bir parçası haline gelmiştir ve İHL'lerin oluşturmuş ve üretmiş olduğu dil, yeni bir dünya oluşmasına da yardım etmiştir. İHL'ler konusunda iki karşıt grup ortaya çıkmaktadır. Birincisi; kendisini mazlumiyet içerisinde tanımlayan kimselerdir. İkincisi ise; Kemalist söyleme sahip kimselerdir. Rejimin garantisi bağlamında Kemalist yaklaşım bugün itibariyle İHL'lere verdiği krediyi geri çekmiştir. Tevhid-i Tedrisat'ın yerine tefrik-i tedrisat yapıldığını iddia etmektedir. Bunda dış sebeplerin de etkisi vardır. Bu ne kadar doğrudur, bunu ciddi anlamda tartışmak gerekir. Fakat netice itibariyle bütün bu kamplaşmalarda olan öğrencilere olmuştur. Bugün İHL'lerin topluma kazandırdıkları dikkatle incelenmeli, eksikleri tamamlanmalıdır.

"Öğrenci ve Aileleri ile İmam Hatip Liseleri" konulu II. Oturumda; İHL'lerde okuyan öğrenciler ve aileler ile ilgili projeler ve alan araştırmaları dinleyenlerin bilgisine sunulmuştur. Sayın Prof.Dr. Halis Ayhan'ın sunduğu tebliğ'de evin okula yakınlaşması, değişen anne baba rolleri projesi ele alınmış ve tanıtılmıştır. Öğretim Üyesi Dr. Halil Ekşi'nin alan araştırmasına göre; Aile İHL tercihini çocukla birlikte almaktadır. Ayrıca ailelerin İHL'leri tercih etmesindeki en temel sebep, eğitimle ilgili sebeplerdir. Dr. Ahmet Onay'ın alan araştırmasında ise, İHL'lerde okuyan öğrencilerin dindarlık seviyelerinin diğer okullardaki öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunda İHL meslek derslerinin etkili olduğu ortaya çıkmıştır. 

Toplantı'nın ikinci günü yani 7 Aralık 2003'te, III. Oturum'da "İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri, Öğretim Programları, Özel Öğretim Yöntemleri, Yardımcı Materyal ve Ders Kitapları" ele alınmıştır. Yedi kategori halinde sınıflandırılmış olan İHL meslek dersleri çalışma komisyonları tarafından 7 ayrı salonda incelenmiştir. Komisyon çalışmalarından elde edilen sonuçlar, teklif ve öneriler, Sonuç ve Değerlendirme Oturumunda oturum başkanları tarafından dinleyenlere raporlar halinde sunulmuştur. Düzenlenen bu sempozyum bir kitap olarak en kısa zamanda basılacaktır.

 

Not: ÇalışmaToplantısı, Ensar Vakfı Bünyesinde kurulmuş bulunan Değerler Eğitimi Merkezi tarafından organize edilmiş ve Ensar Vakfı Genel Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. Toplantı ile ilgili daha geniş bilgi ve resim için Değerler Eğitimi Merkezi ile iletişim kurabilirsiniz.

İletişim Bilgileri:
Değerler Eğitimi Merkezi

Süleymaniye Cad. No: 11 Süleymaniye-İstanbul
Tel: 0212. 513 03 09 Faks: 0212 522 46 02
e-posta: info@degerleregitimi.com
web: www.degerleregitimi.org

 

 

.