Dem Dergi 8. Sayı Çıktı!!!

Din eğitimi ve öğretimi meselesi, Dem Dergi’nin önemli konu alanlarından birini oluşturuyor. Dergimizin bu sayıda dosya konusunu oluşturan “yüksek din eğitimi” alanı da, din eğitiminin diğer alanlarıyla doğrudan ilişkili. Yüksek din eğitimi meselesi, din eğitiminin tüm alanları üzerinde bir etkiye sahip. Çünkü din eğitimi için yöntem ve strateji geliştirmekten öğretim programı hazırlamaya, teorik altyapıyı hazırlamaktan din eğitiminin her düzeyi için öğretmen yetiştirmeye kadar her konu yüksek din öğretimi kademesinde öncelikle gündeme geliyor ve şekil buluyor. Dolayısıyla bu dosya konusunda sadece ve kısaca “ilahiyat fakülteleri”ni ele aldığımızı söylememiz eksik ve yetersiz olacaktır.

Yüksek din eğitimi ve ilahiyat fakülteleriyle ilgili bu dosyayı hazırlamaya bizi teşvik eden saikler, bu konudaki son gelişmeler olmuştur. Geride bıraktığımız 2010 yılında hem ilahiyat fakülteleri, hem de artık eğitim fakülteleri bünyesinde faaliyet gösteren DKAB Eğitimi bölümlerinin programları masaya yatırılarak yenilenmiştir. Bu yenileme –sonuçlara ne kadar etki ettiği tartışılır olmakla birlikte- fakülte ve bölümlerle bir istişare/tartışma süreci sonunda gerçekleşmiştir. Dolayısıyla yüksek din öğretimi camiasının geçtiğimiz yılı kendisi üzerinde düşünerek ve tartışarak geçirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bu dönem aynı zamanda 2006’da DKAB öğretmenlik bölümünün ani ve ilahiyat fakültelerinde şaşkınlık yaratan bir kararla ilahiyattan alınarak eğitim fakültesine bağlanmasından sonra, bu geçişin ciddi ve son kez tartışıldığı bir dönem oldu. Neticede bölümlerin bu yeni adresi değişmeyecek görünüyor.

Dosyayı hazırlarken yüksek din öğretiminin bizim de altını çizmeye çalıştığımız en önemli fonksiyonu dini bilginin üretildiği kademe olmasıdır. Üretilen makaleler, tezler ve kitaplar, ilahiyat fakültelerinin gelenekten tevarüs alınan dini bilgi üzerine nasıl bir değerlendirme ve yorum yaptığının, nelerin bu yekûna eklendiğinin genel bir resmini de sunar. Fakülte akademisyenleri çoğunlukla ülkenin din konusunda fikrine müracaat edilen bilirkişileridir. Dolayısıyla ilahiyat fakülteleri bir anlamda ülkenin din konusundaki duruşunu değerlendirme imkânı verir. Böyle bir değerlendirmeyi yapabilmek için, fakültelerin kuruluş felsefesine ve muhtevasının nasıl organize edildiğine ve gelişim aşamalarına bakmak gerekir. Bu düşünceden hareketle özellikle başlangıç aşamasına, medreseden ilahiyat fakültesine geçiş sürecine biz de dosyamızda ehemmiyetle yer vermeye çalıştık. “Medreseden Dârülfünûn’a, Ulûm-ı Diniye’den İlâhiyata”, “Medreseden mektebe, âlimden aydına”, “İlâhiyat fakültesi üzerine 1948-1951 tarihli tartışmalar” gibi yazılar bu kapsamda gündeme geldi.

Ardından ilahiyat fakültelerinin mevcut yapılanmasının ve üniversite sistemi içerisindeki yerinin değerlendirilmesi geliyor. Bu kapsamda “Türkiye’de neden Türk üniversitesi yok?”, “İlâhiyat fakültelerinin ders programları ve bazı düşünce ve teklifler”, “İlahiyat çalışmalarında interdisiplinerlik ve Ulûm-i İslâmiyye’nin kompartımanlaştırılması”, “Yüksek din öğretimi ve Diyanet ilişkileri” gibi konular dosyada yer aldı. Günümüz yüksek din öğretimini ele alırken, varlıklarını sivil (gayr-ı resmi) olarak sürdürmeye çalışan, özellikle doğu illerinde bulunan günümüz medreselerini ve bugün Arap-İslâm dünyasında bulunan ilahiyat fakültelerinin yapılarını da değerlendirmemize dâhil ettik.

Türkiye’de yüksek din öğretimi için Cumhuriyet tarafından oluşturulan sistemin her unsurunda etkin bir şekilde yer almış ve sistemin kuruluş ve gelişme aşamasına tanıklık etmiş Prof. Dr. Salih Tuğ, bizce bu konuda görüşleri ve deneyimleri dinlenecek en önemli kişilerden biri idi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki odasında yaptığımız röportajda İstanbul Üniversitesi İslâm Tetkikleri Enstütüsü’ndeki hocalarından başlayarak Yüksek İslâm Enstitüleri ve İlahiyat fakültelerinin serüvenini kendisinden dinledik.

Soruşturma bölümünde cevabını farklı kişilerden dinlemek istediğimiz sorular ise ilâhiyat fakülteleri ile medrese geleneği arasındaki irtibatın nasıl yorumlandığına, ilâhiyat fakültelerinin nasıl bir din anlayışını temsil ettiğine, devlet otoritesiyle olan bağımlılık/bağımsızlık ilişkisine, Türkiye’de ilâhiyat disiplinlerinin güçlenmesi ile ilgili öngörülere dairdi.
Her sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da Atıf, Bir Değer, Sınıf ve Değişim, Eğitim Haberleri ve Kitabiyat bölümlerimiz yer alıyor.

Dem Dergi’ye gerek dosya konusunda, gerekse dosya dışındaki bölümlere yazılarıyla katılan tüm yazarlara teşekkür ederek, bu sayının konu edindiğimiz tartışmalara katkıda bulunmasını diliyoruz.

Yard. Doç Dr. Z. Şeyma ARSLAN

 

 
Değerler Eğitimi Dergisi 2011
Siyasi Düşüncelere Giriş Müziğe Giriş